El Kitab’ül
Muhtasar Fi Hisab’il Cebri ve’l Mukabele adlı ünlü eser çeviri yoluyla yeniden
yazılırken hayli güçlüklerle karşılaşıldığı anlaşılmaktadır.Latinceye yapılan
çevirisi sırasında,kitapta yer alan bazı teknik terimlerin karşılıkları o dilin
sözcükleri arasında olmayınca,bunların karşılıklarını bulmak ve yazmak,çevirmenler için bir sorun
yaratmıştır.Yani terminoloji eksikliği ya da uyumsuzluğu buna neden
olmuştur.Latince çeviriler yapılırken ,karşılıkları bulunamayan bu iki terim
çevirilerde aynen korunmuş ve “cebir” ve “mukabele”sözcükleri birer yabancı
sözcük olarak Latinceye karışmıştır.Ayrıca Avrupa,cebirin konularını özgün
olarak kendisi yapmaya başladığı zaman “cebir”
sözcüğünü hazır bulduğu bir terim olarak terketmemiş ve kendi diline uygun
olarak Fransızca’da Algèbre ve İngilizce’de Algebra şeklini almıştır.Bu
kitaptaki deyimlerle ilgili önemli bazı açıklamaları Muhammed Bin-i
HüseyinBahaüüdin Amili adlı matematikçinin yazmış olduğuHülasatül-hisab adlı
eserinde yaptığı anlaşılmaktadır.1843 yılında almanca çevirisiyle birlikte
yayımlanan bu eserde açıklamalardan bazıları şunlardır: “Cebir
işlemi-denklemin menfi(negatif)bir miktarı içeren tarafının tamamlanmasıdır.
”;“Mukabele-denlemin her iki tarafındaki eşit ve homogen(mütecenis)olan
kısımlarının ortadan kaldırılması (bertaraf edilmesi)demektir.”demektir.O
çağdaki matematikçilerce henüz menfi terim kavramı bilinmemektedir.Bir
denklemde bu gibi terimlerle karşılaşıldığında,bunun ortaya çıkardığı
düzensizliği gidermek gerektiğini düşünüyorlar bunun adına cebir
diyorlardı.Denkelem içinde kesir halinde çarpanlar görülürse bunu ortadan
kaldırmak için yapılacak iş cebir oluyordu.Buna karşın uzakdoğunun ünlü
matematikçileri Aryabhata ve Brahmagupta’nın,cebir konularında yaptıkları
çalışmalarla özelliklede “Diyofant denklemler”le ilgili çalışmalarında,
El-Harezmi den çok önce bazı sonuçlara ulaştıkları bilinmektedir.Ancak onların
çalışmalarında yinede sınırlı olan kısımlar vardır.Örneğin ikinci dereceden
cebirsel denklemin köklerinden söz etmektedirler.Ancak sadece, Δ>0 haline
karşılık gelen reel iki kökünbulunabileceği durumu incelemektedirler,hepsi o
kadar.Düzgün olmayan denklemler içinde bazı incelemeler yaptıkları görülmektedir.Bazı
yorumlara göre ,El-Harezmi çalışmalarını yaparken bu matematikçilerin
çalışmalarından yararlandığından söz edilmektedir.10. yüzyılda yaşayan ve tüm
dünyaya isminin (El Harezmi – Al Khrawarizmi) Latince
telaffuzunu “algoritma” olarak zikrettiren bu Müslüman Türk alimi, cebir
matematiğinin de kurucusudur. Zaten cebir kelimesi de Harezmi’nin
(El Kitab’ül Muhtasar Fi Hisab’il Cebri ve’l Mukabele ) “Cebir ve
denklem hesabı üzerine özet kitap” adlı eserinden gelir. Harezmi, cebir
denklemlerinin çözümünde kare ve diktörgen şekillerden yararlanır. Denklem
çözümlerinde bu geometrik şekilleri kullandığından , denklemlerde hep artı
işaretli terimler göz önünde tutulur.Kare bilinmeyeni, dikdörtgen ise
bilinmeyenin sabit bir katını temsil eder. Denklem çözümleri daima pozitif
değerler içindir. El-Harezmi, ikinci dereceden denklemlerin çözülmesi için
geometrik modeller de kullanır.Fakat bu çözümleme yöntemleri, malesef ki
Türkiyede neredeyse hiç bir ders kitabında gösterilmez. İkinci derece
denklemlerin çözümünü çok sade, anlaşılır ve sistematik biçimde
yazmıştır. Çözümleri adım adım sistemli bir sıra ile vermiş olması, – isminin
Latince telaffuzu ile - ‘algoritma’ yöntemlerinin ortaya çıkması
sağlamıştır. Günümüzde dünyasının vazgeçilmez parçası bilgisayarların
programlama dilleri,Harezmi’nin algoritmik yöntemleri esas alınarak
yazılmaktadır. Dolayısı ile günümüz programcılığının ve daha bir çok
şeyin temelinde Harezmi’nin de olduğunu söylemek mümkündür. Ebul
Vefa,matematik sahasında,özellike trigonometri üzerinde çalışmalar
yapmıştır.Trigonometrinin altı esas oranı arasındaki trigonometrik
münasebetleri ilk defa ortaya koymuştur.Bu oranlar,günümüzde aynen
kullanılmaktadır.Ebul Vefa'nın matematik tarihinde ortaya koyduğu ilk
trigonometrik özdeşliklerden bazıları
şunlardır:Sin(a+b)=sin(a)*cos(b)+cos(a)*sin(b)Cos(2a)=1-2sin2(a)Sin(2a)=2*sin(a)*cos(a)Ayrıca
küresel trigonometride sinüs teoremini açıklamıştır: Ebul Vefa,Habeş
el-Hasib ve el-Mervezi gibi önemli matematikçileri izleyerek tanjant
ve sekant fonksiyonlarını tanımladı. Sekant kaşifi olarak
genellikle Kopernik bilinirse de,ünlü bilim
tarihçilerinden Monte Candon ve Carra de Vaux'un araştırmaları
sonucu bu buluşun Ebul Vefa'ya ait olduğu tespit edilmiştir.Trigonometrinin
yanında cebir ilmi üzerinde derinlemesine çalışmalarda bulunan Ebul Vefa,o
zamana dek bilinmeyen dördüncü dereceden denklemlerin çözümünü
gerçekleştirdi.Örneğin:X4+pX3 =r denklemini çözerken
y3+axy+b=0 ve X2-Y=0
koniklerinin kesişmesinden istifade etti.Eski Yunanlıların ve Hintlilerin
çözemediği birçok problemi geometirk yollarla çözmeyi başardı.Gerçek eseri
macestisidir

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder